Hakkari'de Koçerlerin, serin yaylalarına göçü başladı

Sıcakların bastırmasıyla birlikte Botan ve Xerzan bölgesindeki Koçerlerin, Hakkari ve Serhat’ın serin yaylalarına göçü başladı. Hayvancılığın desteklenmesini isteyen Koçerler, yayla yasakları devam ettikçe yaşam şanslarının kalmayacağını söyledi

Hakkari'de Koçerlerin, serin yaylalarına göçü başladı

Yaz mevsiminin gelmesi ile birlikte Botan ve Xerzan bölgesindeki Koçerler Hakkari ve Serhat bölgelerindeki yaylalara gelmeye başladı. Batman ve Siirt gibi kentlerden araçlarla küçükbaş  hayvanlarını Hakkari merkeze bağlı Kırıkdağ (Dêzê) köyünün Spixane yaylasına getiren Göçer ve Yalçın aileleri yaklaşık 3 ay burada kalacak. 

Botan'da sıcaklardan dolayı artık hayvanların barınamadığını için yaz aylarında bölgeye gelmek zorunda olduklarını belirten Koçerler, bir taraftan bölgede uygulanan yoğun güvenlik politikalarından bir taraftan da doğa şartlarının kendilerini zorladığını dile getiriyor. Koçerlerin sabah saatlerinde başlayan süt sağma işi yaklaşık üç saat sürerken aynı mesai öğleden sonra da devam ediyor. Büyük bidonlara stoklanan sütler ardından kadınlar tarafından işlenip peynir ve lor yapılarak stoklandıktan sonra mandıracılar tarafından alınıyor. Koçerler, sütlerini Spixane yaylasında bulunan Cennet-Cehennem vadisinden akan soğuk suların kenarında saklıyor. 

Koçerliğin zor bir yaşam biçimi olduğunu belirten Zeki Göçer, yaşamların zorluklarına rağmen dayanmak zorunda olduklarını söyledi. Göçer, “Bizler buraya Siirt'ten geldik. Siirt çok sıcak olduğundan dolayı hayvanlarımız orada barınamıyordu. Aslında hayvan beslemek çok meşakkatli bir iştir. Ayrıca buralara gelinceye kadar çok büyük sıkıntılar çekiyoruz. Buradaki yaylalarda da büyük sıkıntılar var. Birçok yer yasaklı olduğundan sıkıntılarımızda artıyor. Eğer bu yaylalardaki yasaklar devam ederse bizler de mecburen hayvanlarımızı satmak zorunda kalacağız. Bu durumda da bizlerin başka bir yaşam şansı da kalmayacaktır” dedi.

Hakkari bölgesindeki yaylalara gelen bir diğer Koçer Süheyl Yalçın ise bir taraftan koyun sağarken bir taraftan da yaşadıklarını şöyle anlattı; “Bizler Batman'dan buralara geldik. Haziran ayını başında gelerek Eylül ayına kadar bu yaylalarda kalıyoruz. Bizim yaşamımız hayvancılık üzerinedir. Kışın bulunduğumuz bölgelerde araziler kiralayarak hayvanlarımızı beslerken yaz aylarında da gelip yayla kiralayarak yaşamımızı sürdürüyoruz.” 

Kendi bölgelerinde hayvan sayısının çokluğu nedeniyle koyun sağma işinin erkekler tarafından yapıldığını söyleyen Yalçın, elde ettikleri sütleri peynir yaptıklarını ve her iki günde bir Siirt’ten mandıracıların gelerek kendilerinden aldığını belirtti. Ülkedeki et ve süt ürünlerinin çok pahalı olduğunu belirten Yalçın, bunun nedeninin yerel besicilerin desteklenmemesi olduğunu söyledi. 

Yurt dışından ithal edilen et ile bu yaylalarda beslenen hayvanların eti arasında ciddi fark olduğuna dikkat çeken Yalçın, "Buradaki hayvanlar bu dağlarda dolaşıyor ve doğal besleniyor. Ama dışarıdan gelen hayvanlar suni yemler ve samanla beslenince etleri de lezzetli olmuyor. Bu durumdan çıkmanın tek yolu hayvan besicileri devlet tarafından desteklenmelidir. Bu destekler ile dişi hayvanın satılması ve kesilmesi yasaklanıp besici desteklenirse birkaç yılda mevcut hayvan sayısı kat be kat artacaktır ve bu sorunun çözümüne yardımcı olacaktır. Ama şimdiki durumda herhangi bir destekleme olmayınca bütün Koçerler yaz sonunda kuzuları satmak zorunda kalıyor.” 

Her yıl yaylalara ayrı bir yasak getirildiğini ve bu durumun da hayvancılığın önünde engel olduğunu belirten Yalçın, “Her yıl yaylalar ve meralar yasaklanıyor. Bu nedenlerden dolayı birçok koçer hem geçen yıllarda hem de bu yıl bölgeye yasak yollardan geliyorlar. Her taraf yasaklanınca koçeler de hayvan sayısını arttıramıyor. Çünkü yasaklar bizlere güven vermiyor ve yarın ne olacağını bilemediğimizden dolayı hayvan sayısını arttıramıyoruz. Şimdiki tabloda sadece geçinebilecek kadar hayvan tutmaya çalışıyoruz” ifadesinde bulundu.  

Günde iki öğün süt sağan Koçerler günde yaklaşık 300 litre süt elde ederek peynir üretiyorlar. Bir taraftan ev işlerini yürüten koçer kadınlar, çobanlık ve koyun sağma işlerinin dışında kalan tüm işleri kendileri yapıyor. Koçer kadınlardan Hayal Yalçın, yaşamlarının zor olduğunu belirterek, “Her gün sağılan sütlerin işlenmesi ve peynir yapımı bizim işimizdir. Bunun yanın da evlerimizin ve çocuklarımızın ihtiyaçlarını da karşılamak için günün her dakikası çalışmak zorundayız. Bir taraftan koyun gütme işleri için erkeklere yadım ederken, diğer taraftan da ekmek pişirme, odun, geven toplama ve yemek yapma işlerini yapıyoruz" diye anlattı. MA / Hamza Gündüz

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER